Hafİf Kültürlü Eğlencelİk Muhabbet

Burada izlemekten, dinlemekten ve okumaktan hoşlandığım kültür-sanat ürünleri ve eğlencelik şeyleri paylaşıyorum. Filmler, albümler, dergiler, kitaplar, diziler, animeler, oyunlar vb. gibi pek çok şey hakkında tamamen öznel yorumlarımı incelemelerimi sadece yazmak istediğim için yazıyorum.

Film Festivalinden Notlar – Troçki (Trotsky) 08/04/2010

Filed under: Film — degoryan @ 18:00
Tags: , , , ,

Leon Bronstein Trotsky

Eşimle film festivalinde izleyeceğimiz filmleri seçerken Troçki’nin konusu çok ilgimizi çekmişti. İKSV’nin tanıtım yazısında “Kendisinin Leon Troçki’nin reenkarnasyonu olduğuna inanan bir lise öğrencisi…” tanımını görür görmez bu filme gitmeliyiz, dedik. Bolşevik devriminin en önemli şahıslarından Troçki’yi konu alan bir filmin bolca sol literatür ve siyasal tarihle zenginleştirilmiş olacağını düşünüyorduk ama beklediğimizden daha hafif bir film çıktı.

Filmin başkahramanı Leon, Troçki’nin reenkarnasyonu olduğuna inanmakla kalmayıp, onun  dünya görüşünü benimseyerek Troçki’nin hayatındaki adımları tekrarlamaya çalışmaktadır. Babasının fabrikasında işçilerle çalışmak ister.  İşçilerin sendikası olmadığını öğrendiğinde de bir grev örgütler. Troçki de Güney Rusya İşçileri Sendikası’nın örgütlenmesini organize etmiştir. Leon’un aile yapısı da Troçki’ninki gibidir. Babasıyla arası pek iyi değildir ve onun da bir kız kardeşi vardır. Troçki’nin ilk eşinin  adı Alexandra Sokolovskaya’dır ve Leon da Alexandra adlı bir avukat ile tanışır. Zaten bu noktadan sonra Leon, kaderinin Troçki’nin hayatını yaşamak olduğuna iyice inanır. Troçki’nin ayak izlerinden giderek kendi kişiliğini, benliğini oturtmaya çalışır.

Başrol oyuncusu Jay Baruchel, yaşından olgun, tutkulu ama kibirli bir genç tiplemesi ile Leon’u gerçekten çok iyi oynuyor. Film boyunca verdiği tepkiler ve eylemleri ile sol aktivistlerin karikatürize edilmiş bir hâli sanki. Bu hafif karikatür tiplemesi özellikle ikinci yarıda çok daha belirginleşiyor ve film daha çok bir lise – gençlik filmine dönüşüyor.

Troçki için gençlik filmi tanımını kullandım ama hakkını da yemeyelim; klasik gençlik filmlerinin bir basamak üstünde.  Bolşeviklere yapılan göndermeler de oldukça komik. Troçki, izleyiciye derin bir mesaj verme çabasına girmiyor. Komedi filmi havasına sadık kalınarak sonuna doğru verilmek istenen mesaja şöyle bir beş dakika değinilip geçiliyor. Bolşevik devrimi hakkında biraz bilgisi olanlar ve kafa dağıtmalık bir film izlemek isteyenler Troçki’den oldukça keyif alabilirler. Eşim ve ben aldık.

Share

Paylaş

 

Festivalden Notlar – Bunny İle Boğa (Bunny and The Bull) 04/04/2010

Filed under: Film — degoryan @ 09:09
Tags: , , , , , ,

Bunny ile Boğa

Kısırdöngü’den çıkıp Nişantaşı’ndaki Bunny ile Boğa’ya yetişmek için epey bir koşturduk. Festival boyunca bunu birkaç defa yapmamız gerekecek. Spor ve kültür bir şekilde buluşmuş oluyor böylece ama İKSV’nin bu düzenlemeyi yaparken izleyicilerin sağlığını düşündüğünü zannetmiyorum. İkinci filmimiz IMDB’ye göre İngiltere yapımı bir komedi ama ben gene salt komedi diyemeyeceğim. Daha çok bir drama; sonuçta ana karakter trajik bir olay (Ne olduğunu söylersem filmin sonunu söylemiş olurum.) nedeniyle kendini evine kapatıp takıntılarıyla boğuşuyor.

Filmin ana karakterleri Stephen ve Bunny tam anlamıyla Daral – Timsah ikilisini temsil ediyorlar. Önüne gelenle yatan, yırtık, serseri tipli Bunny ve muntazamlığı seven, duygusal ve çekingen Stephen. Filmin karakterleri ve ana olay olarak oldukça klişe: Bunny ve Stephen Avrupa’yı gezmeye çıkarlar ve Eloisa adında İspanyol bir kızla karşılaşırlar. Sonrasında gelişen olaylar da öyle çok şaşırtıcı değil ama eşimle filmi çok beğendik çünkü filmin büyüsü konusunda değil anlatımında.

Stephen kendini evine kapatmış, agorafobisini yenip dışarı çıkamamaktadır. Anıları ve halisünasyonları da peşini bırakmaz. Biz de Stephen’ın hikâyesini, hayal gücüyle zenginleşmiş halisünasyonları aracılığıyla takip ederiz. Klasik yol filmlerinden çok farklı olan Bunny ile Boğa animasyonlar, kağıttan dekorlar, uçuk karakterlerle dolu bir çocuk kitabı sanki. Kendinizi yarı gerçek yarı masal bir dünyada duygusal ve komik iniş çıkışlar içinde buluyorsunuz.

Share

Paylaş

 

 
%d blogcu bunu beğendi: