Hafİf Kültürlü Eğlencelİk Muhabbet

Burada izlemekten, dinlemekten ve okumaktan hoşlandığım kültür-sanat ürünleri ve eğlencelik şeyleri paylaşıyorum. Filmler, albümler, dergiler, kitaplar, diziler, animeler, oyunlar vb. gibi pek çok şey hakkında tamamen öznel yorumlarımı incelemelerimi sadece yazmak istediğim için yazıyorum.

Festivalden Notlar – Koy (The Cove) 13/04/2010

Filed under: Film — degoryan @ 16:48
Tags: , , , , , , , , ,

Koy (The Cove)

Koy, Japonya’nın karanlık yüzü yunus katliamını anlatan oldukça etkileyici bir belgesel. Koy’u insanoğlunun doğayı katletmesini anlatan pek çok belgeselden ayıran şey, doğa belgeselinden öte bir insanın itirafı olması.

Ric O’Barry eski bir yunus eğitmeni olarak günümüzde, Türkiye de dahil dünyanın her yerine yayılmış olan deniz hayvanları gösterilerinin temelini atmış, milyonlarca dolarlık bir sektörün kurulmasını sağlamıştır. Ric O’Barry meşhur Flipper dizisinde yer alan yunusları eğitmiş ve dizide rol almıştır. Flipper dizisi; yunus, katil balina (orca), fok gibi pek çok hayvanın kullanıldığı gösterilerin patlama yapmasının fitili olur. Ric, Flipper dizisinin yunuslarından biri öldüğünde bundan çok etkilenir ve ertesi gün dizide kullanılan diğer yunusları serbest bırakması nedeniyle tutuklanır.

Koy’da,  yunus katliamına parmak basmasının yanında Ric O’Barry’nin duyduğu pişmanlığı ve yaşadığı değişimi izliyoruz. Ric, hayatını tüm dünyada esaret altındaki yunusların serbest bırakılmasına adar. İnsanları bilgilendirmeye çalışmasının yanında doğrudan sonuca yönelik gösteriler yapar ve tutuklanmasına yol açacak eylemlerle yunusları serbest bırakır. Koy filminde anlatılan da bu tarz bir eylemdir ama bu eylem bir yunusun serbest bırakılması için değil binlercesinin öldürülmesini belgelemek ve dünyanın dikkatini çekmek için yapılmaktadır.

Ric O'Barry ve Ekibi

Ric O’Barry ve dikkatini çektiği çeşitli insanlar, Japonya’da hem doğal yapısı nedeniyle görülmesi zor olan hem de şiddetli bir şekilde yabancı ve de yerel gözlerden saklanan bir koyda yapılan yunus katliamını belgelemek için işe koyulurlar. Belgesel Taiji Koyu’nda yapılanları anlatırken bir yandan Ric O’Barry’nin kendi ağzından yaşadığı değişimi, yunus gösterilerinin geçmişini anlatmasını, Japonya’nın dünyanın başka yerlerinde yürüttüğü faaliyetleri izliyoruz. Bu açıdan kurgusu gayet başarılı. Bir gerilla harekatı gibi yürütülen Taiji Koyu’ndaki yunus katliamını belgeleme çalışmalarını parça parça izlerken hafif bir gerilim ve heyecan hissediyorsunuz. Ric O’Barry’nin yunuslar hakkında anlattıkları da seyirciyle duygusal bir bağ kurulmasını sağlıyor. Böylece aralarda verilen ve belgeselin argümanlarını desteklemesi için oldukça gerekli olan bilgiler, izleyiciyi sıkmadan, izleyicinin ilgisini uyanık tutacak bir biçimde aktarılıyor.

Ric O’Barry’nin dikkat çekmeye çalıştığı bu olayı belgelemek için derin deniz dalgıçları, eski bir asker, bir organizatör, bir STK üyesi gibi çeşitli insanlar el ele verip gizli kameralar, gece operasyonları vb. gibi yöntemlerle koyun bilenen ama kanıtlanmayan gerçeğini tüm dünyanın gözleri önüne çıkarmaya çalışıyorlar. Koy oldukça duygusal ama ayakları da yere basıyor çünkü argümanlarını iyi bir şekilde destekliyor. Koy herkesin izlemesi gereken, insan – hayvan ilişkisini yeniden düşünmemizi sağlayan etkileyici bir yapıt.

Son olarak filmden çıkışta yaşadığım bir olaya kısaca değinmek istiyorum. Çıkışta montumu giymeye çabalarken arkamdaki bir kadın dünya üzerindeki insanların yarısını öldürmek gerektiğini söyledi. Dönüp şaşkın şaşkın baktığımda  şaka yapmadığını, gerçekten böyle olması gerektiğini, o zaman dünyanın rahatlayacağını söyledi. Bu yorum beni çok şaşırttı; bir insan böyle bir şey söyleyerek yunusları katleden insanlardan hiçbir farkı olmadığını nasıl fark etmez ve üstüne üstlük bir de duyarlı bir insan havasına nasıl girer anlayamıyorum. Doğa ve hayattaki sorunları canlıları öldürmeden çözmemiz dileğiyle…

Share

Paylaş

Reklamlar
 

ANİME 101 06/01/2010

Filed under: Anime — degoryan @ 22:18
Tags: , , , ,
anime karakterleri

anime karakterleri

Anime dediğimiz şey nedir? Neden Japon çizgi filmi, demiyoruz diye merak edebilirsiniz. Aslında animeye gönül rahatlığıyla Japon çizgi filmi diyebilirsiniz çünkü Japonya dışında anime kelimesi, her türlü Japon animasyonu için kullanılır. Tabii Japon çizgi filmi, demektense anime demek hem daha kolay hem de daha havalı. Arkadaş grubunuzda “Ehem ben ciddi bir anime takipçisiyimdir.” diyerek egonuzu tatmin edebilirsiniz.  İçlerinden “Ne artistlik yapıyorsun, alt tarafı çizgi film.” diyenler olursa hiç istifinizi bozmayın ve “Anime sadece çizgi film değildir, çok daha fazlasıdır.” deyip ufka doğru manalı manalı bakın.

İşin aslına dönecek olursak Anime kelimesi, İngilizce Animation (Animasyon) kelimesinin Japonca okunuşudur. (Dikkat ederseniz aynı kelimenin 3 ayrı dildeki halini bir cümlede kullanmış oldum.) Peki Anime deyip durmamızın nedeni nedir, diğer animasyon çalışmalarından farkı nedir?

Dünyada belli başlı animasyon ve çizgi roman ekolleri bulunur.  İlk akla gelenlerden Fransa, Amerika ve İtalya’yı sayabiliriz. Japonya’da İkinci Dünya Savaşı sonrası gelişen manga da (Japon çizgi romanı) çok önemli bir yere sahiptir çünkü animeyi diğerlerinden ayıran şey temelde mangadır. Animeyi mangadan ayrı olarak tanımlayamayız. Günümüzde dahi bazı animasyon filmler hariç tüm animeler mangalardan uyarlanır. Yani kitap – film ilişkisi aşağı yukarı manga -­­­­ anime arasında da mevcuttur. Yalnız manga severler bana kızmasınlar; kitap – film ikilisinde tercihim hep kitap olur ama manga – anime ikilisinde her zaman animeyi çok da keyifli buluyorum.  Mangalar sayesinde animeler yayın hayatlarına oldukça avantajlı başlıyorlar. Başarılı bir manga, anime için hazır bir storyboard (film / reklam sahne taslağı) oluyor.

Bu fark gayet elle tutulurken benim anime izlemeye başlamamı sağlayan fark daha muğlak ama derdimi anlatmaya çalışacağım.

anime koleksiyonu

İstanbul  Üniversitesi Dağcılık Kulübü’nden sevgili arkadaşım Doğa (abi ismini verdim ama sorun olmaz herhalde) bir gün bana Naruto adlı bir animenin DVD’lerini verdi. (Orada kayış koptu ben de, bir anda animeye sardırdım. ) İlk bölüm komikti ama çocukçaydı. Daha sonra arka arka izlemeye başladığımda başından kalkamaz oldum.  Nedenini düşündüğüm de batı tarzı hayal gücünden ne kadar sıkıldığımı fark ettim. Animelerde insanı şaşırtan bir hayal gücü zenginliği mevcut ve bu hayal gücünün ortaya koyduğu ürünler o kadar çok şeyden besleniyor ki her anime de farklı şeyler bulabiliyorsunuz.  Kimi animelerin konusuna bakıp klişe zannetmek mümkündür. Halbuki o konu öyle farklı biçimde ve öyle farklı görsellerle işlenmektedir ki tümüyle orijinal bir şey izlemenin keyfine varırsınız.  Seri katil konuları bayatladı diyorsanız bir de ölüm tanrısının defterine suçluların adının yazılarak öldürüldüğü Death Note’u izleyin (Dexter’dan önce çıkmış bir animedir.) Ninja, dövüş filmleri birbirinin aynı diyorsanız bir de için de 9 kuyruklu şeytani bir tilkinin suretinin olduğu Naruto isimli ninja çocuğun hikâyesine bakın.  Örnekleri çoğaltabilirim ama bu animeleri ileriki tarihlerde tanıtacağım.

Animelerin insanı kavrayan bir diğer yanı da özellikle batı çizgi filmlerinden farklı olarak çoğunun arkası yarın biçiminde olmasıdır. Çoğu Amerikan çizgi filmi müstakil bölümlerden ibarettir. İçlerinden ancak bazıları bu müstakil konuların arasına devamlılığı olan bir konuyu serpiştirir. Örneğin anime tarzı gözetilerek yapılan Avatar (çizgi film olan) buna iyi bir örnektir. Dünyanın ateş ulusundan kurtarılması ana hikâyedir ama bölümlerinin çoğu bir bölümlük olaylardan ibarettir. Japon çizgi filmlerinde de böyle olanlar yok mudur tabii ki vardır ama ağırlık arkası yarın biçiminde diziler halindedir.

Ha animeee… Şu koca gözlü garip saçlı elemanların olduğu çizgi filmler değil miydi o?

Yaygın bir anime, manga çizim tarzı vardır ama ben bunun animenin ayırıcı bir özelliği olduğunu düşünmüyorum. Çok farklı çizim tarzları görebilirsiniz animeler arasında. Evet, karakteristiktir ama illa da koca gözlü, garip saçlı olması gerekmez anime karakterlerinin.

Aşağıda aklıma gelen bazı terimleri sıraladım. Bu listeye yenileri eklenecektir. Kimi kelimeleri de yeri geldikçe anime tanıtımlarında açıklayacağım.

Böyle bir şey duydum bu nedir?

Anime: Hâlâ mı soruyorsun yahu? Yazının başına dön.

Manga: Bak hâlâ…

Chapter: Manga bölümleri

Episode: Anime bölümleri

Volume: Chapterlardan oluşan manga ciltleri

Canon: Animenin direkt olarak orijinal mangadan olan bölümleri.  Aslında kanon kelimesi Eski Ahit ve Yeni Ahit’i oluşturan kitapların listesine verilen addır. (Daha eski olarak Sami dilinden gelir ama oralara girmeyelim.)  İngilizcede başkalarının ekleme yapamayacağı kesinleşmiş ya da orijinal olan şeyleri belirtmek için benzetme yoluyla kullanılır. Japon olmayan (Gaijin) anime izleyicilerin kullandığı bir kelimedir.

Filler: Motamot anlamı boşluk dolduran şeydir. Animeler de ise canon olmayan bölümleri, karakterleri, hikâyeleri, sahneleri karşılar. Burada sorulması gereken soru şudur: Neden animeye mangada olmayan şeyler katılır? Buna Naruto adlı animeden örnek vermek istiyorum. (İlk Naruto’nun  tanıtımını yapacağım onu da haber vereyim.) Naruto’nun mangasının çıkmasından belli bir süre sonra animesi  de yayımlanmaya başladı. Fakat her  mangada olduğu gibi bir manga bölümü (chapter) bir anime bölümünün süresini (20-23dk.) doldurmaya yetmiyordu. Bu durumda bir anime bölümünde ortalama 2.5 manga bölümü kullanılıyordu. Anime de manga gibi haftalık yayımlansa da mangadan hızlı ilerlediği için daha geç başladığı halde mangaya yetişti. Animenin kullanabileceği manga materyali kalmadığında Naruto’ya mangada olmayan ama orijinal hikâyeyi de bozmayacak bölümler eklendi. İşte bunlara filler diyoruz.

Chibi: Japonca küçük demektir. Aslında büyük olan Japon karakterlerinin küçük, çocuksu ve sevimli olarak çizilen hallerine verilen ad.

Mecha: Mechanical (Mekanik) kelimesinin kısaltılmışı. Özellikle dev robotlar ve silah, araç gibi çeşitli teknolojiler için kullanılır. Ayrıca bu tarz teknolojilerin işlendiği animelerin tür adıdır. Örnek: Robotech, Gundam

Mobile Suit: Bir insanın kullandığı robotik savaş makinesi.

OAV/OVA: Original Animation Video, Original Video Animation . Televizyon ya da sinema için değil de özel olarak DVD için hazırlanan çalışmalar.

OST: Original Sound Track. Tüm anime müzikleri.

Seiyuu: Seslendirme sanatçıları için kullanılan Japonca terim.

Baka: Japonca aptal, salak. Animelerde belki  de en çok kullanılan kelimelerden biri 🙂

Fansub: Anime hayranlarının hazırladığı alt yazı. Kendilerini seviyoruz.

Shoojo: Erkeklerin oldukça “güzel” olarak çizildiği kızlara hitap eden manga / anime türü.

Shoonen: Daha çok erkek çocuklara hitap eden macera ve dövüş ağırlıklı anime / manga türü.

Share

Paylaş

 

 
%d blogcu bunu beğendi: