Hafİf Kültürlü Eğlencelİk Muhabbet

Burada izlemekten, dinlemekten ve okumaktan hoşlandığım kültür-sanat ürünleri ve eğlencelik şeyleri paylaşıyorum. Filmler, albümler, dergiler, kitaplar, diziler, animeler, oyunlar vb. gibi pek çok şey hakkında tamamen öznel yorumlarımı incelemelerimi sadece yazmak istediğim için yazıyorum.

Görme Biçimleri – John Berger 05/10/2010

Görme Biçimleri - John Berger

Görme Biçimleri - John Berger

Kitap tercih etmede en büyük kusurum roman türünün dışına çıkamamamdır. Felsefe, inceleme,  araştırma, tarih türlerinden kitaplara nerdeyse hiç yanaşmam. Bu kusurumu biliyorum ama kendimi romanlardan alamıyorum. Okunacak onca roman varken araya başka türler sıkıştıramıyorum. Neyse ki üniversitedeyken eşim (O zaman daha yeni başlamıştık.) John Berger’in Görme Biçimleri adlı kitabını alarak araya sıkıştırıverdi. Kitabı bir solukta okumuş ve bayılmıştım.

Görme Biçimleri resim, sanat, reklam ve toplumda kadının durumu ile ilgili görüşlerimi zenginleştirmiş ve de roman dışındaki türlere elimi sürmemenin ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha yüzüme vurmuştu. Peki dersimi aldım mı, diye merak ediyorsanız hayır almadım; hâlâ romanlar okuma listemde ezici bir üstünlüğe sahipler. Ressam, sanat eleştirmeni ve yazar John Berger’in Görme Biçimleri kitabı BBC ile hazırlanan bir belgeselden kitaplaştırılmış. John Berger görmenin konuşmadan önce gelmesinden yola çıkarak nesnelerin (alelade objelerden sanat eserlerine kadar) görüşümüzü etkilemesini ve görüşümüzün nesneleri nasıl etkilediği irdeliyor. Nesne ve görüş arasındaki ilişkiyi çeşitli başlıklarla ele alarak okuyucuya yavaş ama açık bir şekilde aktarıyor.

Görme Biçimleri acele etmeden, okuyucuyu bilgi ve kavram bombardımanına tutmadan görsel objelerin, görsel sanat eserleri ile insan, kadın, sanayi, reklam, tüketim gibi konuların ilişkisini anlatıyor. En güzel yanı bu anlatımın ders verme, ders çıkarma şeklinde olmaması. Her ne kadar Görme Biçimleri bir belgeselden kitaplaştırılsa da klasik belgeseller gibi salt bilgi aktarımına dayanmıyor. Görme Biçimleri okuyucuya “x” resminin yorumu “y” dir, biçiminde bir hap da yutturmuyor. Resimlerin, imajların nasıl yorumlanabileceği; yaratıcıları, izleyicileri ve kavramlarla olan ilişkilerinden örneklemeler yaparak okuyucuda görsel öğelere, sanata karşı yeni bir bilinç oluşturuyor.  Bu bilinç insanda sanat eserine bakıp güzelliğinden etkilenmenin ötesinde sanatçıyı ve eserini anlamlandırma dürtüsü doğuruyor.  Yani Görme Biçimleri sadece kitapta sözü edilen resim ve imajlara dair görüşünüzü değil, sonrasında karşınıza çıkacak objelerle ve imgelerle kuracağınız  ilişkiyi de etkiliyor.

Görme Biçimleri okuyucuda bir bilinç oluştururken insanlığın görsel sanatla olan ilişkisini, sosyolojik, ekonomik ve psikolojik bağlamda irdeliyor. Kitabın okuyucuya sunduğu doğrudan anlatım bu sorgulama çerçevesinde ilerliyor. Resme karşı kazanacağınız bilinç ise kitaptaki bilgi ve sorgulamalar sonrası, kitabı bitirdikten sonra arta kalan kazanım oluyor.

Görsel sanat – insan ilişkisi sistemli bir şekilde aktarılıyor. Resmin insan, yazı, obje, kapitalizm, kadın ve reklam ile olan ilişkisi bir zincirin halkaları gibi birbirlerine bağlanarak inceleniyor. Özellikle kitabın geneline hâkim olan insanın sahiplenme dürtüsü, reklam, kadın, çıplaklık ve kapitalizm ilişkisi, resimle bağlantılı olarak oldukça başarılı ve anlaşılır argümanlarla ortaya konuluyor.

Görme Biçimleri’ni okuyan “herkes” imgelere dair zengin bir bakış açısı kazanabilirken, “kadınlar” ve “erkekler”, kadının toplumdaki yeri ve nasıl bir obje haline getirildiği ile ilgili ayrı ayrı dersler çıkartabilir. Kadın bedeninin reklamlarda kullanılması artık kanıksanmış bir olgu ve kasıtlı kullanımı gördüğümüzde rahatlıkla tanıyoruz. Ancak Görme Biçimleri, binlerce yıl boyunca erkeklerin kadın bedeni üzerinde kurduğu hâkimiyet olgusunun ve kadının kendisine ait olması gerekirken artık erkeğe ait olan kadın çıplaklığının kullanımının; “Erkekler güzel kadınlara bakmayı sever.” cümlesinden daha derin ve sosyolojik bir konu olduğunu ortaya konuyor.

John Berger’ın mal sahibi olma ve kadının konumu ile ortaya koydukları eninde sonunda reklama bağlanıyor ve reklamların tablolarla olan ilişkisi anlatılıyor. Berger’in reklamları sanat eseri  yerine koyduğunu zannetmeyin; benzerlikler olsa da reklamın insanda uyandırdığı duygular sanat eserlerinden oldukça farklı. John Berger görsel obje olarak nicelik bakımından sanat eserlerinin önüne geçen reklamın bu benzerlik ve farklılıklarını yararlandığı kaynaklar doğrultusunda anlatıyor. Kitap boyunca objelerin, izleyicilerin tablolarla olan ilişkisini anlattıktan sonra bu sefer reklamın bu ilişkiyi nasıl kendi amaçlarına uygun olacak şekilde değiştirerek kullandığını açıklıyor. Kitapta örnek olarak verilen reklamlar, eski de olsalar, günümüz reklamlarının beslendiği kaynakları anlatıyor ve temele inildiğinde aslında pek de bir şeyin değişmediğini gösteriyor.

Görmek… Kitap bittiğinde yazı boyunca bahsettiğim bu ilişkiler ağına dair okuduklarınızın sizi aydınlattığını, görüşünüzün zenginleştiğini hissediyorsunuz ki bu da insanı tatmin ediyor. Biliyorsunuz ki artık tablolara, reklamlara ve imge olarak kadınlara aynı gözle bakmayacaksınız. Metis yayınlarından çıkan Görme Biçimleri’ni okuyarak resimlere dair farklı açıları arama refleksinizi geliştirmeniz dileğiyle…

Reklamlar
 

 
%d blogcu bunu beğendi: