Hafİf Kültürlü Eğlencelİk Muhabbet

Burada izlemekten, dinlemekten ve okumaktan hoşlandığım kültür-sanat ürünleri ve eğlencelik şeyleri paylaşıyorum. Filmler, albümler, dergiler, kitaplar, diziler, animeler, oyunlar vb. gibi pek çok şey hakkında tamamen öznel yorumlarımı incelemelerimi sadece yazmak istediğim için yazıyorum.

Lost Vikings Trine oldu 10/01/2010

Filed under: Oyun — degoryan @ 20:27
Tags: , , , , ,

Lost Vikings

Lost Vikings, Blizzard’ın 90’larda çıkarttığı oldukça sükse yapmış bir puzzle platform oyunudur. Oyun temelde taş kağıt makas mantığına dayanır. 3 karakteri yönettiğimiz oyunun amacı her karakterin kendine has özelliklerini kullanarak bulmacaları çözüp karakterleri sağ salim bölüm sonuna ulaştırmaktı. O dönemde oldukça orijinal bir fikirdi. Bir kere bir oyunda 3 karakter yönetebiliyorduk (bir seferde bir tanesi olsa da aralarında geçiş yapabiliyorduk.). Her karakterin birbirinden farklı özellikleri vardı. Karakterlerden Erik hızlı koşabiliyor, zıplayabiliyor ve bazı duvarlara koşup boynuzlu miğferiyle yıkabiliyordu öküz misali. Olaf, kalkanıyla düşmanların attığı şeylere karşı diğerlerini koruyabiliyordu. Ya da kalkanıyla Erik’in daha yukarılara zıplayabilmesi için basamak yapıyordu. Ekibin askeri gücü Baleog’du. Kılıcıyla ve okuyla düşmanları öldürebiliyordu. Ayrıca okuyla uzaktan düğmeleri aktif hale getirebiliyordu. İşte oyun boyunca bu farklı özellikleri kullanarak kitli kapıları, engelleri ve düşmanları aşmaya çalışıp bölüm sonuna ulaşmaya çalışıyordunuz.

Frozenbyte’ın bu sene PC’ye çıkarttığı Trine, tümüyle Lost Vikings’in mantığı üzerine kurulu. Finlandiyalı oyun şirketi Lost Vikings’i alıp günümüz oyun teknolojisiyle iyice bir parlatmış. Trine’da da 3 karakteri kontrol ediyoruz. Büyücü, savaşçı ve okçu karakterleriyle oyunların olmazsa olmazı kötü güçlere karşı savaşıyoruz. Oyunun tanıtımını ilk gördüğümde bu benzerlikten dolayı aklıma hemen Lost Vikings geldi. Klasik oyunu pişirip millete sunuyorlar, diye düşündüm. Ancak oyunu oynamaya başladıktan sonra gördüm ki fikir alıntı olsa da oyun oldukça  iyi pişirilmiş.

Oyunda gene 3 karakteri kullanarak ilerlemeye çalışıyoruz ama bu sefer hepsini aynı anda göremiyoruz (Bu tek kişilik oyunda geçerli.). Sadece seçtiğimiz karakteri ekranda görebiliyoruz. Ekrandaki görünen karakteri isteğimize göre istediğimiz anda klavyeden değiştirebiliyoruz.   Bu açıdan tek başına oynandığında Lost Viking’deki gibi farklı karakterleri ekranda doğru yerlerde kullanarak bulmacaları çözme keyfini alamıyorsunuz. Çünkü sadece tek karakterin geçebileceği yerler pek bulunmuyor. Karakterler kendi özelliklerine göre rahatça ilerleyebiliyorlar. Bu konuda en zayıfı savaşçı.

Oyundan asıl tadı arkadaşlarınızla oynadığınızda alabiliyorsunuz. Makineye bağlayacağınız gamepadler ile 3 kişi oynayabilirsiniz. Ama gamepadiniz yoksa da üzülmeyin 1.04 patchi ile oyun birden fazla klavye ve fareye destek vermeye başladı. Ben çift klavye ve fareyi denedim ve gayet güzel çalıştığını gördüm. Hatta oyunu eşimle birlikte bitirdik. Üç kişi her bir karakteri alarak oynadığınızda çok daha keyifli olacaktır. Peki üç karakter dedik durduk. Bunların elinden ne gelir bir bakalım. Bunlar bizim gibi ne iş olsa yaparım ağabeyciler değiller. Ok atsa, büyü yapmıyor, büyü yapsa kılıç sallamıyorlar. Oldukça kaprisliler.

Dövüşçü: Oyuna kılıç ve kalkan ile başlıyor. Daha sonra yanan bir kılıç ve tokmak da kullanabiliyor. Tokmak ile kalkan görevini yerine getiremiyor tabii ki ama aynı anda pek çok düşmana zarar veren bir saldırı yapabiliyor. Fare ile yönünü belirlediğimiz kalkanı oklardan, tepeden düşen objelerden korunabilirsiniz. Bunlar çok da farklı değil tabii. Lost Viking’deki Olaf’dan farkı, objeleri tutup fırlatabilmesi. Fırlattıklarınızla düşmana zarar verebileceğiniz gibi arkadaşlarınızın daha yüksek yerlere ya da bir boşluğun karşı tarafına geçmesini sağlayabilirsiniz. Dövüşçü bir kutuyu, üstüne çıkan diğer karakterlerle beraber ileri fırlatabiliyor. Yani arkadaşlarınızı bir kutuya bindirip fırlatabilirsiniz. İlkel ama ucuz bir taşıma yöntemi diyebiliriz.

Hırsız, kancasını kullanarak karşıya atlıyor.

Hırsız: Oyundaki ablamız düşmanlara karşı yay kullanıyor. Hırsız karakteri oldukça hızlı koşabiliyor ve diğer karakterlerden çok daha çevik. Daha yukarı zıplayabiliyor, en önemlisi de fırlattığı kanca ile tahta yüzeylere tutunarak kendini çekebiliyor, ipin ucunda salınarak oldukça uzaklara zıplayabiliyor. Kanca büyücünün yarattığı objelere (Birazdan buna değineceğiz.) ve tahta kutulara da takılabiliyor. Bu özelliği kullanarak hırsızı, gidilmesi zor noktalara taşımak mümkün.

Büyücü: İşte her fantezi oyununda olduğu gibi en sevdiğim karaktere geldik. Oyunlardan hep büyücüyü oynamayı tercih ederim ki Trine’da da en orijinal karakter büyücü. Büyücü oyundaki objelere hükmedebiliyor ve yeni objeler yaratabiliyor. Farenizin imleci ile ekrana çizdiğiniz kutu, şerit ve üçgenler gerçek objeler dönüşüyorlar. Atlama basamağı için kutuları, boşluktan atlamak istemiyorsanız köprü olacak şekilde bir şerit ya da havada asılı duran üçgen bir platform kullanabilirsiniz. Hatta düşmanlarınızın üzerinde çizeceğiniz büyük kutular düşerek onları öldürebiliyor. Bitti mi, bitmedi. Büyücü ile oyundaki objeleri tutup ekranda istediğiniz yere taşıyabiliyorsunuz. Demin savaşçının ucuz taşıma yönteminden bahsetmiştik. Büyücü de bir kutunun üstüne çıkan karakterleri, kutuyu havada uçurarak  istenilen yere götürebilir. Bu çok daha artistik bir taşıma yöntemi. Bütün bu özellikleri sayesinde bence büyücü en kullanışlı ve eğlenceli karakter. Unutmadan, hırsız kadar olmasa da oyundaki pek çok yere rahat rahat yetecek kadar zıplayabiliyor.

Oyun boyunca topladığınız yeşil iksir kapları ile karakterleriniz level atlayabiliyor. Karakterlerinizin ok, dövüş, güç, büyü vb. özelliklerini puan vererek artırabiliyorsunuz. Bunlar oldukça basit tutulmuş, RPG oyunlardaki gibi detaylı bir karakter geliştirme değil. Ne de olsa bir platform oyunu. Öldüğünüzde oyun boyunca yanından geçeceğiniz beyaz kürelerde doğuyorsunuz. Bir karakter öldüğünde herkes son kayıt noktasına dönmüyor. Kalanlar bir beyaz kürenin yanında giderek ölen kişiyi diriltebiliyorlar.

Oyuna başladığınız andan itibaren oyunun masalsı havasına kapılıveriyorsunuz. Grafikleri gözünüzü okşuyor. Mekân tasarımları ve su, ateş, büyü efektleri tam olarak bir fantezi dünyasında olduğunuzu hissettiriyor. Günümüzde grafiklerin çok daha iyi olması şaşırtıcı değil. Peki Trine’ın Lost Viking kopyası olmaktan öteye götüren nedir, derseniz ben de fizik motoru derim. Karakterlerin mekânlarla ve objelerle olan etkileşimi çok başarılı. Özellikle büyücü karakterinde değindiğim gibi çevrenizdeki pek çok objeyi lehinize kullanabiliyorsunuz.

Büyücü köprüyü kaldırarak savaşçının karşıya geçmesini sağlıyor.

Ancak objeleri kullanmak sadece işinizi kolaylaştırıyor. Bazı nadir durumlar hariç karakterlerin standart özellikleriyle de ilerlenebiliyor. Yani Lost Viking’de olduğu gibi bir bulmaca çözme olayı pek yok. Bir kere karakterlere alıştıktan sonra burayı nasıl geçeceğim, diye pek düşünmüyorsunuz. Gene de özellikle arkadaşlarınızla oynadığınızda oldukça keyifli olabilecek bir oyun. Ben eşimle bitirdim ve epey eğlendik. Oyun biraz kısa, özellikle deneyimli platform oyuncuları oldukça hızlı bitirebilir. Yine de masalsı havası, hoş grafikleri ve birden fazla kişiyle oynayabilme özellikleriyle hoşça vakit geçirtiyor. İlk oyun tanıtım/inceleme yazımızın sonunda geldik. İlk yazı için ufak bir oyun seçtim. Daha sonra baba oyunlar gelecek. Bundan sonra her oyunda olacağı gibi oyun hakkında istediğiniz soruları (kopya, crack vb. hariç), geçmekte zorlandığınız  noktaları ya da merak ettiğiniz her şeyi sorabilirsiniz. İyi oyunlar…

Share

Paylaş

Reklamlar
 

 
%d blogcu bunu beğendi: