Hafİf Kültürlü Eğlencelİk Muhabbet

Burada izlemekten, dinlemekten ve okumaktan hoşlandığım kültür-sanat ürünleri ve eğlencelik şeyleri paylaşıyorum. Filmler, albümler, dergiler, kitaplar, diziler, animeler, oyunlar vb. gibi pek çok şey hakkında tamamen öznel yorumlarımı incelemelerimi sadece yazmak istediğim için yazıyorum.

Festivalden Notlar – Julie & Julia 21/04/2010

Julia & Julie

Julia & Julie

Julie & Julia hayatlarında bir hedef arayan ve bu hedefi ortak zevkleri olan yemek dünyasında bulan iki kadının gerçek öyküsünü anlatıyor. Filmdeki Julie ile de benim bir ortak noktam var ama ona sonra değineceğim.

Julia, ataşe olan kocasıyla 1949’da Paris’e geldiğinde çok mutlu olur. Paris kültür ve güzel yemeklerle dolu büyülü bir yerdir. Ancak Paris’in güzelliği bir süre sonra Julia’yı doyurmamaya başlar. Bir şeyler yapmaya ihtiyacı vardır. Çeşitli alanlarda birkaç başarısız kurs girişiminden sonra Julia, ciddi bir yemek kursuna kaydolur ve böylece Julia’nın yemek macerası başlar. Yemek yapmakta giderek ustalaşan Julia, arkadaşlarıyla beraber yemek kültürü olmayan Amerikalılar için bir Fransız yemekleri kitabı yazmaya başlar.

Julia ile Julie’yi birleştiren de bu yemek kitabı olur. Julie 2002’de 11 Eylül’de yakınlarını kaybedenlere yardımcı olduğu, duygusal olarak yıpratıcı bir işte çalışmaktadır. Yazar olma hayalini gerçekleştiremediği için hayatının tıkandığını hissetmektedir. Bir şeyler yapmak, üretmek isteğiyle Julie’nin aklına bir blog fikri gelir. Julia’nın Fransız yemeği kitabındaki beş yüz küsur tarifi 1 yıl içinde yapacak ve gastronomik macerasını blogunda paylaşacaktır. Julie yemek blogu ile hayatına yeni bir tat katar. Hem sevdiği bir şeyi yapıyor hem de bu sevdiği şey üzerine yazıyordur.

Blog ilginç bir şey. Dijital verilerden oluşsa da kimi zaman yazılarınızı yazdığınız o müsveddelerden daha gerçek geliyor. Blog, internet mucizesi sayesinde tüm dünyaya açık bir alan. Bu yüzden bloga yazarken daha farklı hissediyorsunuz. Kimse okumasa da yazmayı sevdiğim için yazıyorum (yalan değil), diyorsunuz ama acaba birileri okur mu, okursa nasıl bulur, diye de düşünmeden edemiyorsunuz. Nitekim Julie de bir süre sonra blogunun okunup okunmadığını merak etmeye başlıyor. Julie’nin okuyucuları yavaş yavaş artarken yaşadığı heyecan ve onlarla kurduğu bağ ile okuyucu kitlesinin verdiği sarhoşluk (kimi zaman zararlı) güzel anlatılmış. Julie, Julia sayesinde kendini yeniden keşfediyor ve kendiyle barışıyor.

Julie ve Julia anlatımı sade, izlemesi keyifli bir biyografi filmi. Julie’nin blog hikâyesi, Julia’nın neşeli kişiliği ve Meryl Streep’in harika oyunuyla zenginleştirilmiş bu filmi kaçırmayın.

 

Haberlere bir de bu açıdan bakın… 22/02/2010

Filed under: Web Siteleri — degoryan @ 18:54
Tags: , , ,

“Farklı açılardan bakmak” tartışma programlarına katılan kadın – erkek tüm zevatın dilinden düşürmediği ama pratikte uygulayamadıkları şehir efsanelerinden biridir. Halbuki tartışma programlarına katılan bu derin bilgili şahsiyetler gerçekten de tartıştıkları kişinin söylemlerine değişik açılardan bakmayı başarabilseler karşılarındakine daha iyi argümanlarla cevap vererek üstünlük sağlayabilirler. Ama tüm programlarda olduğu gibi uzmanlarımız kendi çemberleri içinde beş – altı saat boyunca dolanır, kendi kendilerine konuşmak dışında bir şey yapmazlar.

Olaylara farklı noktalardan yaklaşabilmek sadece tartışmaların genel sorunu değil. Medyanın çoğunda bu problem yaşanıyor. Haber programları tornadan çıkmış gibi (Okullarda hep aynı şey mi öğretiliyor nedir?) aynı kurgudaki haberleri sunup duruyorlar. Farklı konulardaki her haber aynı şekilde paketlenip bize sunuluyor. Bazı farklı programlara ancak reyting kaygısı daha az olan, reyting ölçümü olmayan haber kanallarında rastlanabiliyor. Fakat bu programlar da her ne kadar programın özü farklı bir haber mantığı ortaya koymak olsa bile programın konukları gene kendi çemberleri içinde kaldıkları için bir  süre sonra sıkıcı bir hâl alıyorlar.

Bence keyifli bir tartışma ancak taraflar çemberlerinden dışarı çıkıp karşı tarafın çemberine adım atıp onu orada yenmeye çalışmaktan korkmadıklarında gerçekleşebilir. Çünkü bir karşı argüman gücünü söz sahibinden aldığı kadar  karşı tarafın eleştirilecek noktalarından, temeli zayıf düşüncelerinden de alır.  Tabii ki bu açıklıkları yakalamak için donanımlı olmak gerekir ama istediğiniz kadar donanımlı olun savaş meydanına çıkmadığınız taktirde kendi düşüncelerinizle baş başa kalırsınız.

Arkadaşım Hanife Yaşar kalemini savaş meydanına çıkararak çemberinden çıkıyor. Yeni açtığı Haberlere bir de bu açıdan bakın… başlıklı blogu ile basınımızın basmakalıp haber maketlerini söküp, parçaları farklı bir şekilde yeniden birleştiriyor. X-O-X oyununda sürekli “O” yapan medyaya karşı X’i O’ların etrafına değil direkt olarak O’ların üzerine çiziyor. Böylece ezbercilikle ortaya konmuş genelgeçer düşünceyi ve bir olayın farklı yönlerini bir araya getirerek aradaki farkı görmemizi sağlıyor. Giderek daha çok üstümüzde bir vurdumduymazlık etkisi bırakan uyuşuk haberlerden bıktıysanız bir de Haberlere bir de bu açıdan bakın… blogunu deneyin.

Paylaş

Share

 

 
%d blogcu bunu beğendi: