Hafİf Kültürlü Eğlencelİk Muhabbet

Burada izlemekten, dinlemekten ve okumaktan hoşlandığım kültür-sanat ürünleri ve eğlencelik şeyleri paylaşıyorum. Filmler, albümler, dergiler, kitaplar, diziler, animeler, oyunlar vb. gibi pek çok şey hakkında tamamen öznel yorumlarımı incelemelerimi sadece yazmak istediğim için yazıyorum.

Nodame Cantabile 28/07/2010

Nodame Cantabile

Nodame Cantabile

Anime ile Naruto sayesinde tanıştıktan sonra başka nasıl animeler var, diyerek araştırmaya başladım. Animelerin konularına, çeşitli sitelerden aldıkları puanlara, izleyenlerin yorumlarına bakıp bir ön eleme yapıyordum. Daha sonra 2-3 bölüm indirip sezon ya da sezonların kalan bölümlerini izleyip izlemeyeceğime karar veriyordum. Naruto’dan sonra yaptığım bu araştırmalar hem anime bilgime büyük katkı yaptı hem de bana hitap edecek türde animeleri nasıl bulacağımı öğrenmemi sağladı. Naruto’nun akabinde indirip izlemeye karar verdiğim iki anime bulunuyordu. Bunlardan Death NoTe’u tanıttım şimdi sıra Nodame Cantabile’ye geldi.

Nodame klasik müzik çalışan konservatuar öğrencileri hakkında müzikle iç içe, sevimli, komik, eğlenceli bir anime. Nodame Cantabile’nin hikayesi seyircinin heyecanını zirveye taşıyan düğümlere, dönüm noktalarına sahip değil ama Nodame ve Chiaki adlı iki gencin müzik tutkularını akıcı ve rahat bir anlatımla sunuyor.  Karakterlerin müzikle olan ilişkilerini, hayatlarındaki değişmeleri anlatan Nodame Cantabile, biraz komedi ve biraz da romantizmle keyifli bir seyir sunuyor.

Karakterler

Karakterler Nodame Cantabile’nin en iyi olduğu yanı. Tüm karakterler kendini sevdirmeyi başarıyor. Özellikle Nodame karakteri doğal, neşeli, komik ,dağınık ve çocuksu haliyle insanı eğlendiriyor. Nodame’nin müzikle olan ilişkisi de diğer karakterlerden oldukça farklıdır. Hırslı değildir, piyanoyu tümüyle hissederek çalar. Ancak kendini fazla kaptırdığı için çalış tekniği dengesizdir. Gene de doğal yeteneği ve çarlarken dinleyicide uyandırdığı duygularla dikkat çeker.

Nodame Cantabile’nin diğer önemli karakteri ise Chiaki’dir. Chiaki piyano ve kemanı çok iyi çalmakla beraber mükemmel bir müzik kulağına sahiptir ve bir virtüöz değil orkestra şefi olmak istemektedir. Chiaki Nodame’nin aksine soğuk (cool da diyebiliriz), kendinden emin, titiz, mükemmeliyetçi  ve çoğunlukla da ukaladır.

Nodame ve Chiaki ikilisinin müzikle dolu hayatları kesişir ve gelişen ilişkileri hem kendilerini hem de hayatlarını değiştirir. Nodame daha ilk bölümlerden Chiaki’ye olan aşkını dile getirir ama Chiaki burnundan kıl aldırmaz. İkisi arasındaki dostlukla aşk arasında gidip gelen ilişki kimi zaman romantik kimi zaman da oldukça komik sahnelerin oluşmasını sağlıyor.

Nodame ve Chiaki’nin etrafında tabii ki müzikle ilgili pek çok karakter var ve her birinin müzikle ilgili tutkuları, sorunları vb. farklı. Kimisi alanında en iyi olmaya çalışırken, kimisi de bursunu devam ettirebilmek için müzik yarışması kazanmaya çalışıyor.

Müzik

Nodame’nin açılış ve kapanış parçalarından çok her bölümde klasik müziğin nasıl kullanıldığı üzerinde durmak gerekir.  Nodame Cantabile’de müzik tutkusu, müziğin insanda uyandırdığı duygular seyirciye çok güzel aktarılıyor. Karakterlerin çaldıkları eserler, dinledikleri konserler karşısındaki duyguları, karakterin içses aracılığı ile seyirciyle paylaşılıyor. Nodame’yi izlerken siz de müziğin etkisine kapılıyorsunuz. Klasik müzik severler zaten Nodame’ye bayılacaklardır. Klasik müzikle haşır neşirliği olmayanlar da Nodame’yi izlerken klasik müziğin etkileyiciliğini, insanda uyandırdığı duyguları hissedeceklerdir.

Animasyon

Nodame’nin animasyonu ve çizimleri çok başarılı ve istikrarlı. Bölümlerin çeşitli animasyon ekipleri tarafından yapılan Naruto’nun değişken stilinin aksine Nodame üç sezonda da kalitesinden ve tarzından ödün vermiyor hatta daha da iyiye gidiyor. Özellikle 2. ve 3. sezonda karakterler bir müzik aleti çalarken ellerini gösteren yakın plan sahneler çok başarılı. Esprili sahneler de, hem sevimli hem de komik yüz ifadeleri, ek yazılar ve vücut hareketleriyle desteleniyor.

Altyazı – Fansub Grupları

Nodame’nin ilk sezonunu dört farklı fansub grubundan takip ettim çünkü iyi olduğunu bildiğim gruplar oldukça yavaş ilerliyordu. C1, Frozen-Bite, Hard Gay Fansubs ve A-Keep fansub grupları içinde Frozen-Byte’ın çeviri kalitesi en iyisidir. Ancak A-Keep’in de görüntü kalitesi daha güzel. Yanlış anlaşılmasın A-Keep başarılı bir gruptur ve çevirisi de iyidir. Sadece Frozen Byte’ın cümleleri, ifadeleri daha akıcı ve güzel. Hem kaliteli bir çeviri hem de daha yüksek çözünürlükte bir görüntü derseniz A-Keep’i tercih edebilirsiniz.

İkinci sezon Nodame Cantabile Pasir- Hen’de ise tartışmasız Keep-ANBU fansubs en iyisi. ANBU fansubs zaten kendini ispatlamış kaliteli bir gruptur. A-Keep ile ortaklaşa çevirileri gayet başarılı.

Son sezon olan Nodame Finale’de fazla seçenek bulunmuyor. Frostii’nin çevirisi ve sunduğu görüntü kaliteli. MDAN ve Rakuen grupları da mevcut ama bunları denemedim.

Keyifli, izlerken insanı rahatlatan,  gülümseten bir anime için Nodame Cantabile’den daha iyisini bulmanız biraz zor. Nodame, anime veritabanı sitesi Anidb’de de tüm anime türleri içinde en çok oy alan ve en yüksek puana sahip animelerden biri. Hani kimi kitapların bitmesini istemezsiniz ya; Nodame Cantabile de öyle bir anime.

 

Death Note 17/02/2010

Filed under: Anime — degoryan @ 21:49
Tags: , , , , ,

“Ölüm defterine adı yazılan kişi ölür.”

Animenin adını aldığı ölüm defteri “Death Note”un (ya da Japonca telaffuzuyla Desu Nooto’nun) ilk kuralıyla yazıya başlamak istedim. Çünkü bu cümle bu seferki anime tanıtımımızın ciddi bir anime hakkında olduğunu açıkça gösteriyor.

Anime nedir ne değildir tadındaki Anime 101 adlı yazımda, animelerin sadece çocuklara yönelik olmadığından bahsetmiştim. Death Note, karanlık havası, sorguladığı ahlaki değerler ve sunduğu insan manzaralarıyla tam da büyüklere göre bir anime.

Death Note, yazar Tsugumi Ohba ile manga çizeri Takeshi Obata’nın ortak çalışması. Tsugumi Ohba  ve Takeshi Obata belki de klasik sayılabilecek bir konuyu alıp oldukça farklı bir hayal gücü çemberinden geçirip bize sunuyorlar. Zaten Anime 101 yazımda bahsettiğim gibi zengin birer hayal gücünün ürünü olan animeler temeline inildiğinde sıradanmış gibi gözüken bir konuyu şaşırtıcı bir farklılıkta sunarlar.  Bu düşüncemi Death Note ile Dexter’ı karşılaştırarak daha da açacağım ama öncesinde Death Note’un konusundan bahsetmeliyim.

Shinigami (Ölüm tanrısı) bir insanın canını, o insanın adını defterine yazarak alır. Shinigami deftere istediği şeyi yazarak ölüm şeklini belirleyebilir, ölüm biçimini belirtmeyip sadece isim yazarsa o kişi 40 saniye sonra kalp kriziyle ölür. Bu şekilde insanların canını alan pek çok shinigami (Şinigami)  vardır. Kasvetli shinigami dünyasında ölüm tanrıları sıkıntıdan patlamaktadırlar. Shinigami dünyasında ara sıra insanların canını alıp, uyuklayıp kemiklerle kumar oynamak dışında hiçbir şey yapmamaktadırlar. Canı sıkılan ve bir farklılık arayan Ryuk adlı bir shinigami, sahip olduğu ikinci Death Note’u (Normalde her shinigaminin bir defteri vardır.) nasıl kullanılacağını yazarak dünyaya bırakır.

Death Note - Light ve Ryuk

Death Note’un ana karakteri, lise öğrencisi Yagami Light, ders sırasında pencereden dışarı bakarken gökten düşen defteri görür.  Defteri alıp ilk kuralı okuduğunda pek ciddiye almaz, bir şaka olduğunu düşünür ama gene de defteri çantasına atar. Daha sonra haberlerde gördüğü, okuldaki çocukları rehin alan bir kanun kaçağının adını yazarak defteri test eder. Adı yazılan kanun kaçağı gerçekten ölür ve çocuklar kurtulur. İşte o anda Light tüm kötüleri (kendisinin kötü olduğuna karar verdiği kişileri) defteri kullanarak öldürmeye ve yeni bir dünya yaratmaya karar verir.

Shinigami Ryuk olanları izlemektedir. Dünyaya gelip kendini Light’a tanıtır. Can sıkıntısı nedeniyle dünyaya bıraktığı defteri bu “ilginç” insanın bulmasından da oldukça memnundur. Light’ın kötüleri öldürme planını oldukça ilginç bulur.

Giderek artan suçlu ölümleri tabii ki polisin dikkatini çeker ama hücresinde ölen mahkumlardan, sokakta kalp krizi geçirip ölüveren mafya liderlerine kadar tüm dünyadaki ölümlerle ilgili hiçbir ipucu elde edilemez. Sadece ülkelerin üst düzey yetkililerinin haberdar olduğu ve çözülemeyen davalarda kendisinden yardım istenen, kimliğini hep gizli tutan “L” takma adlı bir dedektif bu tuhaf olayı ele alır. Hem Yagami Light hem de L çok akıllıdırlar ve birbirlerini tanımadan sürekli bir satranç tahtasındaymış gibi zekice hamlelerle birbirlerini köşeye sıkıştırmaya çalışırlar. “L” adım adım cinayetlerin gizemini çözmeye, Light ise Death Note’un çeşitli özelliklerini kullanarak ölümlerin sırrının bulunmasına engel olmaya çalışır.

İki taraf da kendisini adaletin tecellisi olarak görmekte ve biri iyi biri kötü taraf gibi gözükse de insanlar ikisinin de yöntemlerini sorgulamaktadır. Death Note’da iyi ve kötü kavramlarının griliği işlenir. İnsanlar suçlu olsa da insanların öldürülmesinin yanlış olduğunu dile getirirler ama çoğunluk için bu görünürde savunulan  bir değerdir. İnsanların çoğu içten içe Light’ın eylemlerini desteklemektedir.  Modern toplumların ölüm cezasını kaldırması sosyal bir maske gibidir. İlkel dürtüler insanların adaleti ölümle sağlama isteklerini hâlâ canlı tutmaktadır. İşte Light bu ilkel adalet duygusunun zeki bir insanda vücut bulmuş hâlidir. “L” ise sağ duyuyu temsil etmekte ama o da gri bir bölgededir. “Kötüyü yakalama” hedefine ulaşmak için her şeyi yapmaya eğilimlidir ve amacı iyi olduğu sürece sadece kendi kararları doğrultusunda hareket etmeyi kendine hak görmektedir. Suçluları öldüren bir katil ve onu yakalamaya çalışan, yöntemleri kuşkulu bir dedektif… Görünüşte toplumun uzak uçlarında duran ama aslında pek çok noktada birbirlerine benzeyen bu iki dahinin kazanmak için yaptıkları hamleler izleyiciyi şaşırtıyor ve animenin başarılı kurgusu sizin sürekli olayların nasıl gelişeceğini merak etmenizi sağlıyor.

Death Note - L

Hikayenin akışı L ve Light’ın çarpışmasıyla ilerlerken diğer karakterler de olaylar geliştikçe değişiyorlar; kimisi ölüyor, kimisi hayata tutunuyor, istemedikleri tercihler yapmak zorunda kalıyorlar… Şimdiye kadar izlediğim animeler içinde en iyi kurguya Death Note’un sahip olduğunu söyleyebilirim ama ne yazık ki büyük bir kusuru var. Death Note L ve Light’ın birbirlerine karşı verdiği mücadelenin çözüldüğü noktada bitmeyip reytinglerin etkisiyle bir şekilde devam ediyor. Maalesef bu noktadan sonra da hikâyede belirgin bir uzatma çabası hissediliyor. Zaten bu noktadan sonra düşen reytingler nedeniyle genelde animelerde pek görülmeyen bir buçuk sezon sayısına karşılık gelen 37. bölümde bitiyor.

Death Note’un müziklerine ve alt yazı gruplarına değinmeden önce yazının başında bahsettiğim Dexter – Death Note karşılaştırmasına gelelim. Yayın hayatına Death Note’dan sonra başlayan Dexter, katilleri öldüren bir seri katili işliyor. Dexter da eşimle severek izlediğimiz, bol bol iç konuşmaların olduğu, kurgusu, karakterleri çok başarılı bir drama. Küçükken annesinin gözleri önünde öldürülmesi nedeniyle Dexter  önüne geçemediği bir öldürme içgüdüsüyle büyümüştür. Bu içgüdüyü fark eden üvey babası Dexter’i katilleri cezalandırmaya yönlendirir. Polis olan üvey babası, yakalanmaması için Dexter’a  kusursuz bir cinayetin inceliklerini öğretir, böylece Dexter kötüleri öldüren bir seri katile dönüşür.

Dexter suçluların öldürülmesi, insanların ilkel dürtüleri, adaletin kişisel duygular ve kararlarla verilmesi gibi konuları katilleri öldüren seri katil hikayesi çerçevesinde işliyor. İlk bakışta oldukça ilginç gözüken bu fikir bence Death Note ile karşılaştırıldığında o kadar da farklı ve ilgi çekici durmuyor. Psikolojik açıdan bu konuları Dexter daha iyi işliyor. Ama Death Note’un bu temel insani konuları Ölüm Tanrısı, Death Note gibi unsurlarla zenginleştirerek anlatması onu çok daha ilginç kılıyor.

Death Note’un alt yazı durumu biraz karışık. Çeviri grupları içinde en beğendiğim Toriyama’s  World idi. Cümlelerin oldukça düzgün olmasının yanında özellikle Ryuk’un konuşamaları için kullandıkları farklı yazı fontu gerçekten hoştu. Ne yazık ki sadece 12 bölüm alt yazı yaptılar. Daha sonra gene iyi gruplardan Animanda ilk 12 bölüm de dahil 31. bölüme kadar alt yazı hazırladı. Tercih edilen gruplardan biri de 17. bölümden 35’e kadar çeviri yapan Kuro-Hana’ydı. Bu karmaşayı değil de tüm bölümleri  tek bir çeviri grubundan izlemek isterseniz TSR alt yazı grubununkileri indirebilirsiniz. Bu arada Death Note için Türkçe alt yazı bulunuyor. ANT adlı bu grubu İngilizce konusunda sıkıntınız varsa deneyebilirsiniz ama uyarayım:  Çeviride pek çok hata, bozuk cümle, çevrilmeyen yer ve eksikler bulunuyor.  Death Note’un Anidb’deki sayfası: Death Note

Death Note’un geri plan müzikleri karanlık havasına gayet uygun. Gerilim, merak, şüphe vb. duygularla bezeli sahnelerde müzikler uyumlu geçişler yapıyor ve çok ön plana çıkmayarak dikkatinizi dağıtmıyor.  İlahi benzeri müzikleri de yeni bir dünya yaratmaya soyunan Light’ın tanrıcılık temasını destekliyor.  Death Note’un iki açılış (OP) ve kapanış (ED) parçası bulunuyor.  İçlerinden en beğendiğim Nightmare’in The World adlı parçası. Parça güzel ama maalesef grubun çok fena bir emo hali var. O yüzden grubun değil Death Note’un görüntülerinin olduğu bir videosunu ekliyorum.

Death Note ED 1: The World – Nightmare

Death Note animeye başlamak için en iyi tercihlerden biri. Özellikle izleyiciyi şaşırtan, merakta bırakan dizilerden hoşlanıyorsanız Death Note tam size göre. İnsanların hırslarını, ilkel dürtülerini; adalet kavramını, sosyal hayattaki gri noktaları sürükleyici ve kesinlikle zekice bir senaryoyla işliyor. Yazıya Death Note’un ilk kuralıyla başlamıştım, izlerken oldukça güldüğüm, güzel bir kara mizah örneği olan Lİght ve Shinigami Ryuk arasındaki bir diyalogla da bitiriyorum. Klasik müzik severlerin kaçırmaması gereken bir sonraki Anime tanıtımım Nodame Cantabile olacak. Herkesi beklerim.

“Light – İlk olarak dünyayı temizlemek için büyük suçluların adlarını yazdım. Yakında kimse suç işleyemeyecek. Bariz bir şekilde cezalandırılmayı hak edenleri direkt kalp krizi ile, ahlaksız insanları ise hastalıklar ve kazalar yoluyla öldüreceğim. Böylece dünya giderek daha iyi bir yer hâline gelecek.  Dünyada, sadece benim iyi olduklarına karar verdiğim insanlar kalacak.

Ryuk – O zaman dünyada kalan tek kötü insan sen olacaksın.”

Paylaş

Share

 

Naruto – Naruto Shippuuden 18/01/2010

“Uzun zaman önce şeytani bir tilki ortaya çıktı. Bu tilkinin dokuz kuyruğu vardı.  Kuyruklarını savuruşuyla dağları ufalayabilirdi. Onu yenmek için pek çok pek çok shinobi dövüştü. Sonra bir shinobi çıktı ve bu şeytanı yenmek için kendi canını feda etti. O, dördüncü hokage idi.”

Naruto, Sasuke, Sakura, Kakashi, İruka

Masashi Kishimoto’nun Japonya’nın en popüler mangalarından olan Naruto’nun animesi, bu cümlelerle başlıyor. Konuya ve karakterlere değinmeden önce neden Naruto’yu seçtiğimi anlatayım.

İstanbul Üniversitesi Dağcılık Klübü’nden arkadaşım Doğa Naruto adlı bir animeden bahsediyordu ama bir türlü izleme fırsatım olmamıştı. Birgün içlerinde 202 bölümün olduğu 9 DVD ile çıka geldi ve böylece anime dünyasına adım atmamı sağladı. Eve gelip ilk DVD’yi takıp ilk bölümü izlediğimde “Fena olmayan bir çizgi film.” olarak düşünmüştüm ama elimde 202 bölüm vardı ve izledikçe ne kadar keyif aldığımı ve bir sonraki bölümü ne kadar çok izlemek istediğimi fark ettim. Çok sürükleyici ve akıcıydı. Bölümler art arda birbirlerine çok güzel bağlanıyorlardı. Elimde çok fazla bölüm olması da büyük avantajı. Herkese de böyle izlemelerini tavsiye ederim. Sezonları bitmiş ya da epey ilerlemiş bir anime izleyecekseniz önce pek çok bölüm indirin öyle başlayın, derim. Çünkü animeler, açılış ve kapanış şarkılarını çıkartırsanız 23-25 dakika sürer. Yani genellikle 26 bölüm olan bir sezonu aşağı yukarı 10 saatte bitirebilirsiniz. Ara vermeden 10 saat anime izledim mi hiç, hatırlamıyorum. Naruto’da yaklaşmışımdır muhtemelen. Şu an Naruto’yu haftalık takip etmeye devam ediyorum ve bir hafta beklemek zor geliyor. Neyse dediğim gibi elimde bir sürü bölüm vardı, izlemeden duramıyordum. Bu farklı ve zengin hayal gücünün ürünü çizgi filme kendimi kaptırmıştım. Hatta şu an size anlatırken de anime hakkında bilgi vermek yerine anime sevgimin nasıl başladığını anlatmaya kaptırdım kendimi. İşte ilk anime incelemesi için Naruto’yu seçmememin nedeni de buydu zaten.

Kishimoto’nun yaratığı dünyada devletler, merkezi başkentlerde bulunan ninja organizasyonları tarafınfan korunurlar. Açılış cümlesinde geçen shinobiler bunlardır. Ninja batıda kullanılan bir terimdir Japonlar ise shinobi (şinobi) derler, bu yüzden yazının kalanında ben de shinobi olan orijinal adlarını kullanacağım. Shinobileri bir nevi ülkelerin askeri gücü olarak düşünebiliriz. Ülkeyi dış düşmanlara karşı korurken aynı zamanda ülke içindeki suçlularla da mücadele ederler. Naruto dünyasında Shinobiler klasik uzak doğu sporlarının yanında doğu ülkelerinde insanın iç enerjisi olduğuna inanılan chakralarını kullanarak çok çeşitli büyüler yapabilirler. Bu büyelere ninjutsu adı verilir. Örneğin kahramanımız Naruto’nun en sık kullandığı ve onunla özdeşleşmiş “Kage bunshin no jutsu” adlı jutsu, yapan kişinin kendisinin klonlarını yaratmasını sağlar. Naruto ile özdeşleşmiştir çünkü hem Naruto bu jutsuyu çok kullanır hem de tek seferde herkesten çok klon yaratabilir.

Söz ettiğimiz ülkeler “kage” denilen yöneticiler tarafından yönetilir. Kahramanımız Naruto’nun yaşadığı Ateş ülkesinin yöneticilerine hokage adı verilir. Ateş ülkesinin 4. hokagesi ülkeye saldıran dokuz kuyruklu şeytani dev tilkiyi yenmek için özel bir jutsu kullanır ve canını feda eder. Bu jutsu esnasında, daha sonra ülkeyi savunması ve bir kahraman olması için tilkinin ruhunu, o sırada bebek olan Naruto’ya aktarıp ruhu kilitler. Böylece Naruto  tilkiyi içinde hapis tutarken  tilkinin devasa chakra kapasitesinden yararlanabilecektir. Fakat pek çok insanın bu şeytani tilki nedeniyle ölmesi yüzünden ülke halkı Naruto’yu tilkinin kendisi gibi düşünmekte ve ondan nefret etmektedir. Halkın Naruto’ya tilkiyle ilgili herhangi bir şey söylemesi yasaktır ki yeni jenerasyon çocukların bundan haberi yoktur ama ebeveynlerinin etkisiyle onlar da Naruta’ya pek iyi davranmazlar. Çoğu zaman Naruto’yu görmezden gelirler. Öldükleri için anne ve babasını hiç tanımamış olan Naruto, çevresindeki insanlara kendini kabul ettirmek için sürekli yaramazlıklar yapan haşarı bir çocuk olup çıkar. En büyük hayali bir gün hokage olmak ve ülkeyi koruyarak insanların onu kabul etmesini sağlamaktır. İşte anime, Naruto’nun shinobi okulunda bir sonraki aşamaya geçmesiyle başlar. Burada ikinci hocası Kakashi (Kakaşi) ve Anime’nin diğer baş karakterleriyle tanışacaktır: Sakura ve Sasuke (Saske)

Karakterler

Naruto Shippuuden

Kishimato, mangayı hazırlarken hem karakterler hem de kurgu olarak çok başarılı bir çalışma yapmış. Naruto’nun çevresindeki karakterler sadece çeşitlilik olsun diye bulunmazlar. Pek çok karakteri geçmişleri ile birlikte tanırız. Kishimato karakterlerin kişiliklerini, özellikle geçmişte yaşadıkları olaylara bağlar. Kötüler sadece kötü değillerdir, eylemlerinin altında geçmişlerinde yaşadıkları bazı olaylar yatar ya da tutkularıyla hareket ederler. Çok fazla güç ya da intikam isterler. Bunları hep nedenleriyle görürüz. İyice küçük çocuklara hitap edenler dışında, animelerin çoğunda olduğu gibi karakterler belli kalıplar içinde kalmazlar. Olaylar ve diğer karakterlerle ilişkileri doğrultusunda değişirler, gelişirler. Hatta Naruto’nun özelliklerinden birisi insanları daha iyiye doğru geliştirmesidir. Asla pes etmeyen ve kararlı karakteri ile onları etkiler. Karakterler arası çatışmalar ve ilişkiler de değişkendir, ne olacağı belli olmaz.  Kishimato sıklıkla şaşırtmayı seviyor.

Naruto hayranları arasında en sevilen iki  muhabbet konusundan biri normalde dövüşmemiş karakterlerin güçlerini hesaba katarak kimin kazanacağı üzerine konuşmak, diğeri de karakterleri birbirine yakıştırmak suretiyle (fan pairing) kimin kimle birlikte olacağını tahmin etmek ya da kendi eşleştirmesini delicesine savunmak. Bu konuda ciddi ciddi oturup, anime ve mangadan diyaloglar ve sahneleri yorumlayarak savunduğu çift için uzun yazılar yazanlar var. Naruto forumlarına bakarsanız şu şekilde pek çok başlık görebilirsiniz: Naruto x Sakura (NaruSasu), Naruto x Hinata (Naru x Hina), Sasuke x Sakura( SasuSaku), Shikamaru x Temari (ShikaTema) vb. ve hatta ikisi de erkek olan animenin baş karakteleri Naruto x Sasuke (NaruSasu) bile var. Japonya’da eşcinsellikle ilgili de epey anime bulunuyor ama Naruto’da böyle bir durum yok. Naruto hayranları bunları eğlence olsun, diye yapıyorlar. Shounen tipi olan Naruto’da öyle pek romantizme yer yoktur. Kishimato bir miktar katsa da temel olarak aksiyon türünde olduğu için karakterler buna göre hareket ederler.

Not: Animeyi izleyenler veya izleyecek onlarlar merak edebilirler. Naruto sürekli olarak ilk kısımda cümlelerini “Dattebayo” kelimesi ile bitirir. Bu kelimenin anlamı Naruto’ya ilk başlayanlarca epey merak edilir. Bir anlamı yok arkadaşlar. Naruto cümlelerin sonundaki fiillere bu şekilde vurgu katar: fiil kökü+tte bayo, dattebayo. Japonca’da cümle sonlarına, ifadenin kulağa çocukça, ciddi, yumuşak vb. gelmesi için anlamı olmayan sesler eklenebilir.

Kurgu / Hikâye

Dokuz Kuyruklu Şeytani Tilki Kyuubi

Kishimato’nun çok başarılı olduğu diğer bir nokta da kurgu. Hikâye ilerledikçe okuyucuyu / izleyiciyi şaşırtan pek çok durum yaratıyor. Hikâyenin düğümleri ve çözümleri çok güzel kurgulanmış. Geçmişe dönüşler, sırların açığa çıkması, karakterlerin bilmediğimiz yönleri vb. önce merak duygusunu iyice artırıyor, ardından hayrete düşürüyor. Bu yüzden insanı oldukça saran bir anime Naruto. Ancak Kishimato ile ilgisi olmayan filler bölümler için bunu söyleyemeyeceğim. Şu an için iki kısımdan oluşan Naruto’nun ilk kısmında  filler sayısı gerçekten çok fazla ve çoğunlukla bir kaç bölümde biten konulara sahipler. Yani daha epizodik. İlk kısımdaki (220 bölüm) olayların 2 yıl sonrasından devam eden (Bu araya dair geri dönüşler mevcut.)  Naruto Shippuuden adlı ikinci kısımda (Yazının yazıldığı anda 143. bölüme ulaştı.)   bulunan fillerların sayısı hem daha az hem de fillerlar daha başarılı. İkinci bölüm fillerları birkaç bölümlük bir sürü konu yerine daha çok bölümden oluşan tek bir konu biçiminde ve ana hikayenin akışı içerisine oturtulmuş. Bu yüzden insanı o kadar rahatsız etmiyor. Hatta mangayı ve filler kavramanı bilmeyenler hiç bir farklılık hissetmeyebilirler. Naruto, aksiyon ağırlıklı olmasının yanında komedi ve dram unsurları da barındırıyor. Bu açıdan ben Naruto’nun oldukça ideal bir anime olduğunu düşünüyorum. Bolca aksiyon ve heyecan, orta karar dram ve komedi, birazcık da romantizm ile pek çok kimsenin güzel tatlar alabileceği bir tarifi var. Birinci ve ikinci kısmın bağlantıları kesinlikle bir sezon arası gibi değil. İki yıl aradan sonra karakterler daha büyümüş ve kendilerini geliştirmişlerdir. Ayrıca birinci kısımda öğrendiğimiz bazı olayların asıl yüzlerini ikinci kısımda öğreniyoruz. Diyebilirim ki daha ilk bir kaç bölümde öğrendiğimiz bir olayın iç yüzünü ikinci kısmın 140. bölümünden sonra görüyoruz.

Hikâye temel olarak arkadaşlık, fedakârlık ve pes etmeme temaları üzerine kurulu. Naruto yalnız geçirdiği çocukluk yıllarından sonra bulduğu arkadaşlarına sıkı sıkıya bağlanır, hem ateş ülkesi (ya da masum, kötülere karşı korunmaya muhtaç kişiler vb.) hem de arkadaşlarının güvenliği için her şeyini feda etmeye hazırdır ve asla pes etmez. Bu yapısıyla onu daha iyi tanımaya başlayan insanların yavaş yavaş saygısını ve sevgisini kazanmaya başlar.

Müzik

Naruto’nun arka plan müzikleri şimdiye kadar gördüğüm animeler içerisinde en iyisi. Sahnelerle tam bir uyumluluk içinde hepsi. Ağırlıklı olarak aksiyon sahnelerinin enstrümanları elektro gitar, flüt, Japon davulları, duygusal sahnelerinkiler ise flüt ve piyanodan oluşuyor. Özellikle aksiyonun patlama yapacağı bir sahneye yaklaşırken hafiften başlayan flüt,  gitar ve davullar, aksiyonun başladığı ya da doruğa çıktığı anda  iyice coşarak izleyenin heyacanını artırıyor. Birinci kısımda mükemmel olan müzikler, değişen besteci nedeniyle ikinci kısımda zayıflıyor. Gene ortalamanın üzerinde ama birinci bölümdeki müziklerin sahnelerle uyumu ve insanı havaya sokan yapısı pek bulunmuyor. Bu yüzden bazı aksiyon sahnelerinde gene birinci kısımdan parçalar kullanılıyor.

Naruto’da, uzun soluklu her anime gibi pek çok açılış (OP) ve kapanış (ED)  müziği kullanılmıştır. Japonya’da animelerin açılış ve kapanış müzikleri ya özel olarak gerçekten iyi besteciler tarafından yapılır ya da popüler şarkıcıların, grupların parçalarının kısa versiyonları kullanılır.  Japon müziğine önyargılı olmamanızı tavsiye ederim , pek çok türde gerçekten iyi grupları ve şarkıcıları var. Naruto’da pop, rock, rap gibi türlerde pek çok müzik kullanılmıştır. İlk ve ikinci kısımdan tam versiyonunu da tavsiye edeceklerim şunlar:

  • Naruto ED 1: Wind – Akeboshi
  • Naruto OP2: Haruka Kanata Kanata – Asian Kung-fu Generation
  • Naruto OP4:  Go! (Fighting Dreamers) – Flow
  • Naruto Op5: Seishun Kyousou Kyoku – Sambomaster (Naruto’nun müzikleri içinde en sevdiğim parça. Sambomaster’ın diğer parçalarına Youtube’da bakmanızı şiddetle tavsiye ederim.)
  • Naruto Shippuuden: Sign – Flow

Ben daha çok dinlediğim müzik türüne yakın olan parçaları seçtim. Diğerlerini dinlemek için ya animeyi izleyeceksiniz ya da Naruto Op veya Naruto ED şeklinde Youtube vb. sitelerde aratabilirsiniz.

Animasyon

Ben animasyon uzmanı falan değilim ama incelemelerde tamamen öznel olarak çizim tarzlarını, animasyonu ve genel olarak hoşuma gidip gitmediğini anlatacağım. Bu konuda özel bir eğitimim olmadığı için tanıtımım öznel ve seyirci odaklı olacak.  Uzun soluklu animelerde bölümler üzerinde 10’dan fazla animasyon ekibi çalışır ve bu ekiplerin de yönetmenleri farklıdır. Yani her bölümde aynı kaliteyi bulmak mümkün olmayabilir. Çok önemli bölümlerde genellikle en iyi ekipler ve yönetmenler kullanılır. Naruto’nun ilk kısmında fillerlar hariç genel olarak bölümler arası kalite farkı azdır. Karakterlerin çizimlerinde hemen anlaşılabilir farklar görülmez çünkü animasyon yeterince akıcı ve hızlıdır. Ancak fillerlarda, ara ara videoyu durdurursanız oldukça tuhaf çizilmiş karakterler ya da hareketler görebilirsiniz. İkinci kısımda bölümler arası kalite farkı çok daha belirgindi başlangıçta. Fakat bir noktadan sonra hem görüntü (1280×720) hem de animasyon kalitesi çok arttı. Böyle devam etmesini umuyoruz tabii ki…

Altyazı – Fansub Grupları

Animelerin indirilmesi ile ilgili olarak daha detaylı bir yazı hazırlayacağım ama genel olarak altyazı ve anime indirme konularına burada kısaca değinmek istiyorum. Anime hayranlarının altyazı yaptığı animeleri, eğer anime o ülkede dağıtımcı tarafından yayımlanmıyorsa ya da DVD’leri satılmıyorsa indirmek yasaldır. Yani şu an Türkiye için tüm animeleri indirmek yasal. Ancak Fansub gruplarının yaşadığı ülkelerde bir anime dağıtılmaya başlandığı zaman kimi gruplar, yasak olması nedeniyle altyazı desteğini bırakırlar Kimileri de devam eder. Ya da başka ülkelerdeki gruplar alt yazı yapmaya başlarlar, bu yüzden bir animeyi farklı grupların altyazıları ile izleme durumu özellikle uzun süren animelerde sıkça yaşanır.

Naruto’nun Fansub macerasına gelecek olursak Naruto’da da değişikliklerin olduğunu görürüz. Naruto ilk çıktığında pek çok grup altyazı hazırlamaya başladı ama söz etmeye değer iki kaliteli grup vardı: Toriyama’s World ve iki grubun birleşimi olan ANBU+AonE (Ansatsu Senjutsu Tokushu Butai & AnimeOne). Toriyama’s World çok kaliteli bir gruptu;  kendileri ikinci olarak tanıtacağım Death Note’u da çevirmeye başlamışlardı ama işlerini yarım bıraktılar ve artık hiç bir şekiğlde altyazı hazırlamıyorlar. ANBU ve AonE gerçekten kaliteli iki gruptur. Maalesef bir noktadan sonra kalitesi iyice düşen fillerlar yüzünden onlar da bıraktılar (Başka projelerde hâlâ kaliteli çeviriler sunuyorlar.). Daha sonra DB (Dattebayo) işi ele aldı. DB hızlı çevirileriyle büyük bir hayran kitlesi oluşturdu ve fillerların sonuna kadar dayanıp ikinci kısma başlayan grup oldu. Fakat 1 Ocak 2009’da oldukça uzun süredir devam eden DB de Naruto’yu bıraktı çünkü Viz Media adlı bir kuruluş Naruto’yu TV Tokyo (Naruto’nun yayıncısı) lisansı ile yayımlamaya başladı. Şu an Viz Media Japonya’da perşembeleri yayınlanan Naruto’yu aynı gün ücretli, ertesi günlerde de bedava olarak yayımlıyor ve tabii ki indirmeye izin vermiyor. Açıkçası hiç indirmeyi veya online olarak (stream) izlemeyi denemedim ve denemeyi de düşünmüyorum. Şu an için aktif iki grup bulunuyor. Biri TV Tokya’dan gelen orijinal altyazıyı kullanan Horriblesubs ve diğeri popüler Naruto sitesi Narutofan’ın forum müdavimleri arasından kurulan Taka. Kimi zaman bölümü yayımlamaları pazarı bulsa da ben DB’nin bıraktığı bölümlerden sonrası için kesinlikle Taka’yı tavsiye ediyorum. DB’den ve orijinal altyazıdan daha iyi (Evet yanlış okumadınız. Orijinal altyazı ile fansub farkına ayrı bir yazıda değineceğim.) ve görüntü kalitesi harika. Yani ikinci kısım için DB ve onun bıraktığı yerden devralan Taka’yı tavsiye ederim. Birinci kısım içinse ANBU+AonE’yi tavsiye ederim. İşin güzeli, daha sonra geri dönüp baktığımda AonE’nin Naruto’ya geri dönüp bıraktığı işi tamamladığını gördüm. O yüzden birinci kısım için de onları tavsiye ediyorum. Kullanıcı sıkıntısı yaşarsanız DB’yi de indirebilirsiniz. Ben anime indirmeleri için çok ama çok geniş bir anime emule linki arşivi olan Anidb sitesini tercih ediyorum (Linkleri bir emule programına ekleyip öyle indirmeniz gerekiyor.). Naruto’nun Anidb’deki sayfaları: NarutoNaruto Shippuuden

Biraz uzun ve detaylı bir tanıtım yazmış olabilirim ama oldukça fazla bölüm olduğu için, indirmeye başlamadan önce iyice bir fikir edinmenizi istedim. Zaten anime izliyorsanız ve henüz Naruto’yu izlememişseniz kesinlikle çok keyif alacağınızı söyleyebilirim. Anime’ye başlamak için ise gene ideal bir anime Naruto. Ben yetişkinlere yönelik animeleri denemek istiyorum diyorsanız, ikinci tanıtım yazıma beklerim. Bir “shinigami“nin (Ölüm tanrılarına verilen ad.) ölüm defterine suçluların isimlerini yazarak onları öldürmeye başlayan Light adlı çok zeki bir genci ve onu yakalamaya çalışan gene çok zeki ve gizemli bir dedektif olan L’yi anlatan Death Note’u tanıtacağım. İyi seyirler…

Paylaş

HARUKA KANATA

Share

 

ANİME 101 06/01/2010

Filed under: Anime — degoryan @ 22:18
Tags: , , , ,
anime karakterleri

anime karakterleri

Anime dediğimiz şey nedir? Neden Japon çizgi filmi, demiyoruz diye merak edebilirsiniz. Aslında animeye gönül rahatlığıyla Japon çizgi filmi diyebilirsiniz çünkü Japonya dışında anime kelimesi, her türlü Japon animasyonu için kullanılır. Tabii Japon çizgi filmi, demektense anime demek hem daha kolay hem de daha havalı. Arkadaş grubunuzda “Ehem ben ciddi bir anime takipçisiyimdir.” diyerek egonuzu tatmin edebilirsiniz.  İçlerinden “Ne artistlik yapıyorsun, alt tarafı çizgi film.” diyenler olursa hiç istifinizi bozmayın ve “Anime sadece çizgi film değildir, çok daha fazlasıdır.” deyip ufka doğru manalı manalı bakın.

İşin aslına dönecek olursak Anime kelimesi, İngilizce Animation (Animasyon) kelimesinin Japonca okunuşudur. (Dikkat ederseniz aynı kelimenin 3 ayrı dildeki halini bir cümlede kullanmış oldum.) Peki Anime deyip durmamızın nedeni nedir, diğer animasyon çalışmalarından farkı nedir?

Dünyada belli başlı animasyon ve çizgi roman ekolleri bulunur.  İlk akla gelenlerden Fransa, Amerika ve İtalya’yı sayabiliriz. Japonya’da İkinci Dünya Savaşı sonrası gelişen manga da (Japon çizgi romanı) çok önemli bir yere sahiptir çünkü animeyi diğerlerinden ayıran şey temelde mangadır. Animeyi mangadan ayrı olarak tanımlayamayız. Günümüzde dahi bazı animasyon filmler hariç tüm animeler mangalardan uyarlanır. Yani kitap – film ilişkisi aşağı yukarı manga -­­­­ anime arasında da mevcuttur. Yalnız manga severler bana kızmasınlar; kitap – film ikilisinde tercihim hep kitap olur ama manga – anime ikilisinde her zaman animeyi çok da keyifli buluyorum.  Mangalar sayesinde animeler yayın hayatlarına oldukça avantajlı başlıyorlar. Başarılı bir manga, anime için hazır bir storyboard (film / reklam sahne taslağı) oluyor.

Bu fark gayet elle tutulurken benim anime izlemeye başlamamı sağlayan fark daha muğlak ama derdimi anlatmaya çalışacağım.

anime koleksiyonu

İstanbul  Üniversitesi Dağcılık Kulübü’nden sevgili arkadaşım Doğa (abi ismini verdim ama sorun olmaz herhalde) bir gün bana Naruto adlı bir animenin DVD’lerini verdi. (Orada kayış koptu ben de, bir anda animeye sardırdım. ) İlk bölüm komikti ama çocukçaydı. Daha sonra arka arka izlemeye başladığımda başından kalkamaz oldum.  Nedenini düşündüğüm de batı tarzı hayal gücünden ne kadar sıkıldığımı fark ettim. Animelerde insanı şaşırtan bir hayal gücü zenginliği mevcut ve bu hayal gücünün ortaya koyduğu ürünler o kadar çok şeyden besleniyor ki her anime de farklı şeyler bulabiliyorsunuz.  Kimi animelerin konusuna bakıp klişe zannetmek mümkündür. Halbuki o konu öyle farklı biçimde ve öyle farklı görsellerle işlenmektedir ki tümüyle orijinal bir şey izlemenin keyfine varırsınız.  Seri katil konuları bayatladı diyorsanız bir de ölüm tanrısının defterine suçluların adının yazılarak öldürüldüğü Death Note’u izleyin (Dexter’dan önce çıkmış bir animedir.) Ninja, dövüş filmleri birbirinin aynı diyorsanız bir de için de 9 kuyruklu şeytani bir tilkinin suretinin olduğu Naruto isimli ninja çocuğun hikâyesine bakın.  Örnekleri çoğaltabilirim ama bu animeleri ileriki tarihlerde tanıtacağım.

Animelerin insanı kavrayan bir diğer yanı da özellikle batı çizgi filmlerinden farklı olarak çoğunun arkası yarın biçiminde olmasıdır. Çoğu Amerikan çizgi filmi müstakil bölümlerden ibarettir. İçlerinden ancak bazıları bu müstakil konuların arasına devamlılığı olan bir konuyu serpiştirir. Örneğin anime tarzı gözetilerek yapılan Avatar (çizgi film olan) buna iyi bir örnektir. Dünyanın ateş ulusundan kurtarılması ana hikâyedir ama bölümlerinin çoğu bir bölümlük olaylardan ibarettir. Japon çizgi filmlerinde de böyle olanlar yok mudur tabii ki vardır ama ağırlık arkası yarın biçiminde diziler halindedir.

Ha animeee… Şu koca gözlü garip saçlı elemanların olduğu çizgi filmler değil miydi o?

Yaygın bir anime, manga çizim tarzı vardır ama ben bunun animenin ayırıcı bir özelliği olduğunu düşünmüyorum. Çok farklı çizim tarzları görebilirsiniz animeler arasında. Evet, karakteristiktir ama illa da koca gözlü, garip saçlı olması gerekmez anime karakterlerinin.

Aşağıda aklıma gelen bazı terimleri sıraladım. Bu listeye yenileri eklenecektir. Kimi kelimeleri de yeri geldikçe anime tanıtımlarında açıklayacağım.

Böyle bir şey duydum bu nedir?

Anime: Hâlâ mı soruyorsun yahu? Yazının başına dön.

Manga: Bak hâlâ…

Chapter: Manga bölümleri

Episode: Anime bölümleri

Volume: Chapterlardan oluşan manga ciltleri

Canon: Animenin direkt olarak orijinal mangadan olan bölümleri.  Aslında kanon kelimesi Eski Ahit ve Yeni Ahit’i oluşturan kitapların listesine verilen addır. (Daha eski olarak Sami dilinden gelir ama oralara girmeyelim.)  İngilizcede başkalarının ekleme yapamayacağı kesinleşmiş ya da orijinal olan şeyleri belirtmek için benzetme yoluyla kullanılır. Japon olmayan (Gaijin) anime izleyicilerin kullandığı bir kelimedir.

Filler: Motamot anlamı boşluk dolduran şeydir. Animeler de ise canon olmayan bölümleri, karakterleri, hikâyeleri, sahneleri karşılar. Burada sorulması gereken soru şudur: Neden animeye mangada olmayan şeyler katılır? Buna Naruto adlı animeden örnek vermek istiyorum. (İlk Naruto’nun  tanıtımını yapacağım onu da haber vereyim.) Naruto’nun mangasının çıkmasından belli bir süre sonra animesi  de yayımlanmaya başladı. Fakat her  mangada olduğu gibi bir manga bölümü (chapter) bir anime bölümünün süresini (20-23dk.) doldurmaya yetmiyordu. Bu durumda bir anime bölümünde ortalama 2.5 manga bölümü kullanılıyordu. Anime de manga gibi haftalık yayımlansa da mangadan hızlı ilerlediği için daha geç başladığı halde mangaya yetişti. Animenin kullanabileceği manga materyali kalmadığında Naruto’ya mangada olmayan ama orijinal hikâyeyi de bozmayacak bölümler eklendi. İşte bunlara filler diyoruz.

Chibi: Japonca küçük demektir. Aslında büyük olan Japon karakterlerinin küçük, çocuksu ve sevimli olarak çizilen hallerine verilen ad.

Mecha: Mechanical (Mekanik) kelimesinin kısaltılmışı. Özellikle dev robotlar ve silah, araç gibi çeşitli teknolojiler için kullanılır. Ayrıca bu tarz teknolojilerin işlendiği animelerin tür adıdır. Örnek: Robotech, Gundam

Mobile Suit: Bir insanın kullandığı robotik savaş makinesi.

OAV/OVA: Original Animation Video, Original Video Animation . Televizyon ya da sinema için değil de özel olarak DVD için hazırlanan çalışmalar.

OST: Original Sound Track. Tüm anime müzikleri.

Seiyuu: Seslendirme sanatçıları için kullanılan Japonca terim.

Baka: Japonca aptal, salak. Animelerde belki  de en çok kullanılan kelimelerden biri 🙂

Fansub: Anime hayranlarının hazırladığı alt yazı. Kendilerini seviyoruz.

Shoojo: Erkeklerin oldukça “güzel” olarak çizildiği kızlara hitap eden manga / anime türü.

Shoonen: Daha çok erkek çocuklara hitap eden macera ve dövüş ağırlıklı anime / manga türü.

Share

Paylaş

 

 
%d blogcu bunu beğendi: